Kudüs Günü İslâm'ın Günüdür

Çrb, 07 Tmz 2015 14:57:28
İran İslâm Devrimi, çağdaş siyasi değişiklikler açısından önemli bir vakaadır. 

İran İslâm Devrimi, çağdaş siyasi değişiklikler açısından önemli bir vakaadır. Devrimin mesajı İran coğrafyasıyla sınırlı kalmayıp Kudüs’ün Siyaonist işgalinden kurtarılması İslâm Devrimi’nin önemli bir sloğanı olarak seçildi ve bu yüzden 1980’de yani devrimin zaferinden daha bir kaç ay geçmeden Ramazan Ayı’nın son Cuması Kudüs Günü olarak ilan edildi. İran İslâm Devrimi Lideri İmam Humeyni Kudüs Günü’nün önemine değinerek şöyle diyor: “Kudüs Günü sâdece Filistin’lilerin değil, İslâm’ın günü ve İslâm devletinin günüdür. Bu günde süper güçlere, artık İslâm ülkelerine el atmayacaklarını anlatmak gerekir. Ben Kudüs Günü’nü İslâm’ın günü ve Resul-I Ekrem’in günü olarak görüyorum.”

O tarihten beri her yıl Ramazan’ın son Cuma’sında dünya müslümanlarının Filistin halkına ve Kudüs’e destek yürüyüşlerine tanık olmaktayız. Böylece Kudüs meselesi, sınırları aşarak İslâm ülkeleri başta olmak üzere özgürlükçü halkların yüreğinin derinliklerine kadar sızarak küresel bir boyut kazanmıştır.

Dünya müslümanları kutsal Kudüs’te vahdet namazı kılana kadar ve Filistin’in ve Beytü’l Makdis’in Siyonist işgalinden kurtarılması ve özgürlüğe kavuşturlmasına kadar mücadeleyi sürdüreceklerdir.

İslâm İnkılabı Rehberi Ayetulla Seyyid Ali Hamanei İsrail’e karşı mücadelenin gerekliliğine değinerek şöyle demektedir: “Filistin’in her bir karış toprağı, müslümanların evinin bir parçasıdır. Müslüman’ların hakimiyeti dışında Filistin üzerindeki her türlü egemenlik ve hakimiyet gasıptır.”

Gazıp Siyonist düzen, aşamalı olarak, (Nil’den Fırat’a) sloğanıyla bu gayrimeşru düzeni kurmuştur. Bu düzen coğrafi olarak küçük bir parçayı işgal etmiş olsa da zehirli düşünceleri İslâm ülkelrerinin tamamını hedef almıştır. Bu durum, herşeyden önce İslâm ülkelerinin fikri, siyasi ve askeri yetkililerinin duyarlı ve uyanık olmalarını gerektirmektedir. Siyonizm, İngiliz ve Batı sömürgesinin uğusuz ortak ürünüdür.

Siyonist düzen, Amerikan Emperyalizm’inin desteğiyle ve kamuoyunu İsrail tehlikesinden saptırmak amacıyla Müslüman’lar arasında tefrika oluşturarak Filistin’in gerçek destekçilerini birbirine düşman yapmaya çalışmaktadır. Oysa dünya Müslüman’ları şunu bilmelidir ki, birlik ve beraberlikle Filistin halkının mücadelesine destek verdikleri takdirde dünya haritası üzerinde İsrail’den bir isim kalmayacaktır.

Siyonist Rejim, yüzlerce nükleer başlığa sahip olarak bölge ülkeleri için asıl tehlikeyi oluşturmaktadır. Bu Rejim, hiçbir uluslararası sözleşme ve anlaşmaya bağlı değil ve sâdece zorbalık dilinden anlamaktadır.

Yerleşim bölgelerinin genişletilmesi ve Kudüs’ün etnik yapısının değiştirilmesine yönelik Siyonist Rejim’in çalışmaları, Filistin topraklarının tamanını işgal etmek ve mülteci durumunda olan Filistin’lerin ülkelerine geri dönüşülerini engellemek için yapılmaktadır. Diğer yandan DAİŞ (IŞİD) gibi tekfirci gruplara verdiği destekle İslâm ülkelrinde şiddet ve aşırıcılığı güçlendirmek niyetindedir.

Bugün Siyonist Rejim ve Batı’nın siyasi ve güvenlik sistemleri, İsrail’in güvenliği sağlamak ve Filistin ve Kudüs gibi önemli meseleleri unutturmak için, tekfirci hareketleri yayma, Müslüman’ları birbiriyle çatıştırma, etnik ve mehepçi fitne tohumları ekme, İslâm ülkelelerinin iktisadi, tarihi ve kültürel alt yapılarını yok etme siyaseti izlemektedirler.

Gazze Şeridi başta olmak üzere Siyonist Rejim’in Filistin’lileri uzun süre kuşatıması gibi gayri insani uygulamaları, savunmasız insanları katletmesi ve geçiş sınırlarını kapatması, savaş cinayeti ve soykırım girişiminden başka birşey değildir.

Bu gayrimeşru rejimin zalimce uygulamarına karşı İslâm ülkelerinin birlikten başka ve Filisti’li grupların direnişten başka hiçbir çaresi yoktur.

Filistin meselesinin çözümü için en iyi ve demokratik yol, İran İslâm Cumhuriyeti’nin önerdiği Filistin’li mülteciler dahil Müslüman, Yahudi ve Hristiyan Filistin’lilerin ülkenin kaderini bilirleyecek bir referanduma katılmaları ve yasadışı göçmenlerin de durumunu ele alınmasıdır.