Şeb-i Yelda (Yılın En Uzun Gecesi)

Cts, 19 Ark 2014 18:00:19
Kültür tarihiyle dünyada önemli yere sahip İran’da binlerce yıldır bu gece yılın en uzun gecesi olarak Şeb-i Yelda adıyla anılmakta ve İran'ın her yerinde kutlamalar düzenlenmektedir. Yelda sözcüğü Süryani dilinden gelmekte ve "Velede" kökündendir.

İranlı Mitoloji ve Eski İran tarihi araştırmacısı Prof. Dr. Feridun Cuneydi bu gece ile ilgili, İranlıların atalarının 7000 yıl öncesine dayanan takvimlerini güneşe göre ayarlamaya başladıklarını ve 21 aralık gecesinin yılın en uzun gecesi olduğunu anladıklarını belirtmektedir. İran kültür tarihinde 40, 6, 12 rakamlarının kutsal bir yapısının olduğunun görüldüğüne değinen Cuneydi, İranlıların önce bir ayı 40 gün hesapladığını ama daha sonra zamanla bir ayın 30 güne düştüğünü belirtmektedir.

Cuneydi, İranlıların 7000 yıl öncesine uzanan bu buluşla güneşin hareketlerini izlediklerini ve güneşin hareketlerine göre takvimlerini düzenlediklerini hatırlatarak, İranlıların Oğlak ve Boğa gibi altı burcu güneşin hareketleriyle hesaplayarak mevsimleri ve ayları hesapladığını söylenmektedir.

İslam sonrası İran’da ay takviminin de kullanılmaya başladığını ama Abbasi halifelerinin ay takvimiyle ilgili düzenleme yapılması isteklerini ısrarla reddettiğini hatırlatan Prof. Cuneydi, Ömer Hayam döneminde durumun değiştiğini ve Hayyam’ın güneş eksenli yeni bir İran takvimi yaptığını bundan sonra İran eski kültür geleneğinin yeniden canlandığını, İran kültürü yanlısı Samanilerin derin İran kültürünü korumaya çalıştıklarını ve Şeb-i Çelle - Şeb-i Yelda’yı bütün İranlı atalarının anısına kutladıklarını söyler.

Roma’da İran etkisiyle Şeb-i Çelle, Şeb-i Yelda’nın yılın başı olduğu inancı geliştiğini ve Hıristiyan inançlarında dahi rahiplerin halkı bu inanıştan döndüremeyerek bu gecenin Hz. İsa’nın doğum günü olduğu inancını ortaya attıklarını ve bu durumun devam ettiğini, bugünün Hıristiyan dünyasında yeni yıl olduğunu hatırlatan araştırmacı Prof. Kezzazi ise, Hıristiyanlar arasında 25 Aralık’ta yapılan kutlamalarında İran Şeb-i Çele (Kırkıncı Gece)-Şeb-i Yelda kutlamalarının etkisinin hala devam ettiğini, İranlıların eskiden selvi ağacını bu gecede altın ve gümüşlerle süslediklerini Hıristiyanların daha sonra selvi ağacını yerine İranlı kadim güneşe tapanlardan etkilenerek çam ağacını süslemeye başladıklarını belirtmektedir. Günümüzde Hz. İsa'nın doğumunun kutlandığı Noel gününün de her nasılsa üç gün farkla bu tarihe çok yakın bir tarihe rastlaması bu görüşü güçlendirmektedir.

Prof. Kezzazi İran kültüründe güneşin Anahita adlandırılan tanrıça bedeninde bir mağarada doğduğunun yer aldığını buna benzer olarak Hıristiyanlıkta daha sonra Hz. İsa’nın Güneş’i ve Hz. Meryem’in Anahita’nın yerini aldığını söylemekte ve bir diğer İran kültürünün Hıristiyanlıktaki etkisinin tatil günü Pazar’ın olmasında gören Prof. Kezzazi, Sunday’in anlamının Mehr-güneş günü ve bu günün İranlı güneşe tapanların kutsal günü olduğunu ve batılı meşhur araştırmacı ve yazar Rennan’ın kadim zamanlarda Batıda Hıristiyanlığın yayılmasının durması halinde bütün batının bugün Mitraist olacağını söylediğini nakletmekteir.


Bugün bile Hıristiyan birçok fırka Hz. İsa’nın doğumunun kışın başlangıç günü olduğu düşünmektedir.

İran’ın kadim kültürlerinden biri olan Şeb-i Yelda, bu kültürün yaygın olduğu bugünkü İran coğrafyasının öetinde geniş bir coğrafyada, bir tür “sıla-i rahim” yada bütün aile üyelerinin, bir araya gelmesi geleneği. Asırlardır sürdürülen Yelda gecesinde aile üyeleri dostluk, kardeşlik ve sevgi unsuru olarak görülen bu gecede, aile büyüğünün huzurda bir araya gelinir. Kuru yemişler, meyveler yenir. Hikayeler anlatılır. Oyunlar oynanır, Şeb-i Yelda bir gelenek bir bayram havasında kutlanır.

Eski İran kültürünün bu izleri bugün bile Afganistan ve Tacikistan’da Pamir ve Bedehşan bölgelerinde devam etmektedir.

Ayı şekilde eski Ermeni takvimlerinde yeni yıl Avista sözü olan “Nov Serde”den (Soğuğun Başlangıcı) etkilenerek “Nav Asard” olarak adlandırılmış ve yeni yıl olarak kutlanmıştır.

Eski zamanlarda İran’da Şeb-i Yelda sabahı doğacak güneşi görmek için inşa edilen binalar da olmuştur ve İran’da sadece Kaşan kentinde Niyaser binası bu tarihi olayların şahidi olarak bugüne kadar gelmiştir.

Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar Dört Eyvan Niyaser binasının eski inançlara göre kışın başlaması, güneşin doğuşu ve yılın dönemlerini hesaplayabilmek için özel hesaplarla inşa edildiğini ortaya çıkarmıştır.

İran’da yelda gecesi bulabilen herkes evine karpuz götürür ve o akşam karpuz ve nar mutlaka yenir.

Eski bir inanca göre yelda gecesi karpuz yemek kış boyunca insanı soğuk ve hastalıktan korur.

İran’ın hemen hemen her yerinde bugün de kutlanan Şeb-i Yelda kutlamalarından bölgelere göre değişiklikleri görmek mümkündür.

Yelda gecesi kutlamalarında bölgesel ortak olan şey herkesin karpuz yemesidir. Yelda gecesi İranlı ailelerde büyük küçük herkes bir araya gelir, sözlü ve nişanlılar bu gece birbirlerine meyvelerle süslenmiş tabaklı hediyeler gönderir, evlerine misafir olur ve sözlü ya da nişanlı kız bu ziyarette damat adayına kesilmemiş kumaş ve elbise hediye eder.

İran’ın çeşitli bölgelerinde Yelda gecesi Hafız-ı Şirazi’nin şiir divanından şiirler okunur, Hafız falları açılır.

Yine bazı bölgelerde Firdevsi’nin Şahnamesinden bölümler okunur, nakkallık yapılır ve büyükanne ile büyükbabaların hatıraları anlatılır.

Eskiye dayanan Yelda gecesi kutlamaları bugün de İranlı aileleri büyük küçük herkesi bir araya toplamak, bazen sabaha kadar süren kış akşamlarında birbirlerinin yanında mutlu ve huzurlu kılmak için devam eder.